Giriş:
Bu makalemizde, Türkiye’de en çok işlenen suç olan hırsızlık suçunu ve nitelikli hallerini inceleyeceğiz. Türk Ceza Kanunu (TCK) madde (md.) 141’de ; “…Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kişiye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir” şeklinde tanımlanmıştır. Yani Hırsızlık taşınır malı zilyedin hakimiyet alanından çıkararak kendisine ya da başka kişilere haksız yarar sağlamaktır.
Hırsızlık suçunun nitelikli halleri nelerdir? Hırsızlık suçunda hangi hallerde ceza artar ya da azalır?
TCK md. 142 ile 147 arasında hırsızlık suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Şu haller cezayı artıran nitelikli hallerdir;
Hırsızlığın kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında işlenmesi (TCK md. 142/1-a),
Hırsızlığın halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında işlenmesi (TCK md. 142/1-c),
Hırsızlığın bir afet ya da genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında işlenmesi (TCK md. 142/1-d),
Hırsızlık adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında işlenmesi (TCK md. 142/1-e),
Hırsızlığın kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak işlenmesi (TCK md. 142/2-a),
Hırsızlığın elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle işlenmesi (TCK md. 142/2-b),
Hırsızlığın doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak işlenmesi (TCK md. 142/2-c),
Hırsızlığın haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle işlenmesi (TCK md. 142/2-d),
Hırsızlığın bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi (TCK md. 142/2-e),
Hırsızlığın tanınmamak için tedbir alarak yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak işlenmesi (TCK md. 142/2-f),
Hırsızlığın büyük ve küçük baş hayvan hakkında işlenmesi (TCK md. 142/2-g),
Hırsızlığın herkesin girebileceği bir yerde bırakmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi (TCK md. 142/2-h),
Suçun, sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi (TCK md. 142/3),
Hırsızlığın gece vakti işlenmesi (TCK md. 143),
Suçun terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi (Terörle Mücadele Kanunu md. 4-5) cezayı artıran nitelikli hallerdir.
Hırsızlık suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli halleri şunlardır;
Hırsızlık suçunun paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde işlenmesi (TCK md. 144/1-a),
Hırsızlığın bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsil amacıyla işlenmesi (TCK md. 144/1-b),
Malın değerinin az olması (TCK md. 145),
Kullanım Hırsızlığı (TCK md. 146),
Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyaç sebebiyle işlenmesi (TCK md. 147) daha az cezayı gerektirir durumlardır.
Hırsızlık suçunda korunan hukuki yarar nedir?
Hırsızlık suçunda korunan hukuki yarar zilyetliktir. Ancak mülkiyet hakkı ile zilyetlik yarışırsa mülkiyet hakkı tercih edilecektir. Örneğin emanet edilen bir arabanın maliki tarafından emanetçiden izin alınmadan götürülmesi durumunda hırsızlık suçu oluşmaz. Ancak emanet edilen arabanın, emanetçinin elinden 3. kişi tarafından çalınması halinde suç oluşacaktır.
Suçun maddi ve manevi unsurları ile hukuka uygunluk halleri nelerdir?
Suçun maddi unsurları; a) Fail, hırsızlık suçunda herkes olabilir. Kanun suça mahsus bir özellik aramamaktadır. b) Mağdur, malı çalınan zilyet kimse suçtan zarar görende odur. Ancak mağdurun malını koruyamayacak durumda olması veya ölmesinden yararlanarak işlenmesi halinde ceza ağırlaşacaktır. Mağdurun mutlaka malik olması gerekmez zilyet olması yeterlidir. Hırsızdan çalanda hırsızlık yapmış olacaktır, önemli olan malın çalındığı anda zilyedi olmasıdır. Tüzel kişiler mağdur olamaz, ancak suçtan zarar gören olarak kabul edilirler. c) Konu, mevzuattaki tanımdan da açıkça anlaşılacağı üzere suçun konusu taşınır mallardır. Taşınmaz mallar çalınamaz. d) Fiil, hırsızlık suçunda fail tarafından mağdura ait malın hakimiyet alanından çıkartılarak tasarruf hakkına son verilmesi hareketidir. e) Netice, hırsızlık bir hareket suçu olup, fiil gerçekleştiği an harekette neticeye ulaşmış sayılır. f) İlliyet Bağı, zilyetliğin ortadan kaldırma fiili ile zarar oluşması arasında illiyet bağı kurulabilmesidir.
Suçun manevi unsuru, hırsızlık suçu sadece kasten işlenebilir. Taksirle işlenemez. Yani fail, taşınır malın başkasına ait olduğunu bilerek hırsızlık suçunu işlemelidir. Kişinin dikkatsizlikle başkasına ait bir malı kendisinin zannederek alması durumunda kastı olmadığından suç oluşmaz. Ancak hata fark edilmesine rağmen mal iade edilmediyse suç oluşacaktır.
Hırsızlık suçunda; bir kanun hükmünün yerine getirilmesi (Örneğin zabıtanın dilencinin parasına el koyması gibi), meşru savunma hali (Misal köpekten kaçmak için başkasına ait bisiklete binerek uzaklaşmak gibi), hakkın kullanılması (Mesela kiralayanın hapis hakkını kullanması gibi), rıza (örneğin telefonu rızayla teslim edilmesi gibi) hukuka uygunluk nedenleri varsa ceza verilmez.
Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanır mı? Şahsi cezasızlık veya cezada indirim halleri nelerdir?
TCK madde 168’e göre hırsızlık ve nitelikli hallerinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Şüpheli soruşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek mal varlığının iadesi ya da tazmin etmesi halinde verilecek cezadan 2/3 oranında indirim yapılır; sanık kovuşturma/yargılama aşamasından hüküm verilesiye kadar ki aşamada etkin pişmanlık göstererek mal varlığının iadesi ya da tazmin etmesi halinde verilecek cezadan 1/2 oranında indirim yapılır. Suçun faili, azmettireni veya yardım edeni samimi bir pişmanlık göstererek zararı aynen veya nakden (parayla) gidermelidir.
Tüm malvarlığı suçlarında olduğu gibi (yağma hariç) hırsızlıkta da akrabalık ilişkisi bulunan kişiler arasında işlenmesi şahsi cezasızlık sebebidir. Bu eş, evlat ya da aynı evde yaşayan kardeşler olabilir. Bunlara ceza verilmez. Ancak akrabaların yaşam ortamları farklılaştıysa yarı oranında cezada indirim yapılır. Mesela ayrılmış eşler, farklı evlerde yaşayan kardeşler ya da ikinci dereceden akrabalar gibi. Sadece bu türden suçlar şikayete tabidir.
Hırsızlık suçunun özel görünüş biçimleri nelerdir?
Hırsızlıkta teşebbüs mümkündür. Suç icra edilirken herhangi bir sebeple mal üzerinde fiili hakimiyet kurulamazsa ya da kurulmasına rağmen fiili hakimiyet kaybedilirse suç teşebbüs aşamasında kalacaktır. Örneğin eve giren hırsız ev sahibinin uyanmasıyla ziynet eşyalarını çalamazsa ya da ev sahibi hırsızı kovalarken elinden çaldığı malları düşürse suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılacaktır.
Hırsızlık suçunun iştirak halinde birden fazla kişiyle işlenebilir. İştirak halinde işlenen suçlar örgütlü olarak işlenirse yarı oranında artırılacaktır.
Hırsızlık suçunda içtimaı mümkündür. İlk özellikli durum hırsızlığın konutta işlenmesidir. Failin, hırsızlığı konutta işlenmesi ağırlaştırıcı sebep sayılmış, ayrıca “konut dokunulmazlığının ihlali” suçunu da ayrıca işlemiş kabul edilecektir. Kişi hem konut dokunulmazlığının ihlali suçundan hem de hırsızlık suçunun nitelikli halinden ceza alacaktır.
Hırsızlık suçu aynı kişiye karşı birden fazla işlenirse zincirleme suç oluşur ve böyle bir durumda ceza ¼ ile ¾ kadar artırılabilir. Hırsızlık suçu birden fazla kişiye karşı tek bir hareketle işlenirse tek ceza verilir ancak ceza oranı artırılır.
İkinci özellikli durum ise banka ve kredi kartlarının rızaya aykırı olarak (yan kesicilik vb) ile çalınıp kullanılması durumunda da iki ayrı suç oluşacaktır. Kişi hem hırsızlık suçunu hem de “banka ve kredi kartının kötüye kullanılması” suçunu işlemiş sayılacaktır.
Soruşturma ve Kovuşturma aşamaları:
Hırsızlık suçu re’sen takip edilen bir suçtur. Yani şikayete tabi bir suç değildir. Ayrıca suçun temel şekli ve takibin şikayete tabi olduğu (akrabalar arası hırsızlık gibi) haller uzlaşmaya tabidir. Hırsızlık suçunda görevli yargı yeri asliye ceza mahkemesidir. Ancak TCK md. 142/3 nitelikli hali olan “sıvı ve gaz halinde enerji hakkında bir örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenmesi” nde yargı yeri ağır ceza mahkemesi olacaktır. Yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir. Hırsızlık suçunun temel şekli 1 ile 3 yıla kadar hapis cezası, nitelikli halleri olan TCK md 142/1-2 ise 3 ile 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına tabi olacaktır. TCK md. 144,145, 146, 147 gibi durumlarda ceza ya indirilir ya da ceza verilmeyebilir.
Sonuç:
Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığı ile birlikte Türkiye’de en yaygın işlenen iki suç türünden biridir. Genelde konutta hırsızlık işlendiğinde, konut dokunulmazlığı ihlali suçu işlendiğinden bu suçun istatistiksel oranları da hırsızlığa bağlı olarak yüksek çıkmaktadır. Bu yazımızda neredeyse Türkiye’de ki asliye ceza mahkemelerinin tüm iş yükünün yarı mesaisini oluşturan hırsızlık suçunu işledik. Kısa ancak detaya girmeden önemli bilgilere yer verdiğimiz bu makalemizin okuyanların faydalanmasını dilerim.
Yazan: Av. Asım SÖĞÜT
1- https://ilke.org.tr/tr/yayin-detay/hukuk-izleme-raporu-2024 (06.03.2026 / S: 14.21)
2-https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
3- Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. M. Emin ARTUK/ Prof. Dr. Ahmet GÖKCEN, 21. Baskı, Adalet Yayınları, Ankara – 2024
Giriş:
Bu makalemizde, Türkiye’de en çok işlenen suçlardan biri, en temel hak olan yaşam hakkını ortadan kaldıran dolaysıyla müeyyidesi en ağır cezayı gerektiren kasten adam öldürme suçunu ve nitelikli hallerini inceleyeceğiz. Suçun temel hali Türk Ceza Kanunu (TCK) madde (md.) 81’de ; “…Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde tanımlanmıştır. Yani kanun koyucu, kişinin yaşam hakkını elinden almayı ağır müeyyideye bağlamıştır. TCK md. 82 ve devamı maddelerde suçun nitelikli halleri düzenlenmiş olup, nitelikli hallerde sanığın ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanması söz konusu olacaktır.
Kasten öldürme suçunun nitelikli halleri nelerdir?
TCK md. 82’de kasten öldürme suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir;
Tasarlayarak Kasten Öldürme (TCK md 82/1-a)
Canavarca Hisle ve Eziyet Çektirerek Kasten Öldürme (TCK md. 82/1-b)
Yangın, Su Baskını, Tahrip, Batırma veya Bombalama ya da Nükleer, Biyolojik, Kimyasal Silah Kullanarak Kasten Öldürme (TCK md. 82/1-c)
Fiilin Üstsoy ve Altsoydan Birine ya da Eş, Boşandığı Eş veya Kardeşe Karşı İşlenmesi (TCK md. 82/1-d)
Fiilin Çocuğa ya da Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi (TCK md. 82/1-e)
Kadına Karşı İşlenmesi (TCK md. 82/1-f)
Fiilin Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle İşlenmesi (TCK md. 82/1-g)
Fiilin Bir Suçu Gizlemek, Delilleri Ortadan Kaldırmak veya İşlenmesini Kolaylaştırmak ya da Yakalanmamak Amacıyla İşlenmesi (TCK md. 82/1-h)
Fiilin Bir Suçu İşleyememekten Dolayı Duyulan İnfialle İşlenmesi (TCK md. 82/1-i)
Fiilin Kan Gütme Saikiyle İşlenmesi (TCK md. 82/1-j)
Fiilin Töre Saikiyle İşlenmesi (TCK md. 82/1-k)
Suçun Törer Amacıyla İşlenmesi (TCK md. 82/1-l)
Kasten Öldürme suçunda korunan hukuki yarar nedir?
Kasten Öldürme suçunda korunan hukuki yarar yaşama hakkıdır. Yaşama hakkı, şüphesiz en temel insan hakkıdır. Yaşama hakkı elinden alınmış bir insan için diğer temel hakların (eğitim, mülkiyet, barınma vb.) değeri yoktur. Bu nedenle, bu suç türünü işleyen fail bakımından ceza kanundaki en ağır yaptırımların uygulanacağına şüphe yoktur.
Kasten öldürme suşunun bu suçun türevleri olan diğer suçlardan farkları nelerdir?
Kasten Öldürme suçu, soykırım (TCK md. 76) ve insanlığa karşı suçlar (TCK md. 77) ile netice açısından (öldürmek fiili) nedeniyle benzemektedir. Ancak soykırım ve insanlığa karşı suçlar, bir plan dahilinde nefret duyulan bir gruba karşı işlenirken, öldürme suçunda kişinin ne nedenle öldürüldüğünün bir önemi yoktur.
Kasten Öldürme suçunun, Kasten Öldürmenin İhmali Bir Davranışla İşlenmesi Suçu (TCK md. 83) arasındaki temel fark ise harekettir. TCK md. 83’ de hareketsizliğe ve ihmale dayanırken; TCK md. 81’ de ise harekete ve sonuca dayanır. Yani birinde yapmama eylemi varken; diğerinde yapma eylemi vardır.
Kasten Öldürme Suçunun, Taksirle Öldürme Suçundan (TCK md. 85) temel farkı ise ölüm neticesinin istenip istenmemesi hususunda meydana çıkmaktadır. Fail tarafından ölüm neticesi isteniyorsa kasten öldürmeden; istenmiyorsa taksirle öldürmeden yargılarız.
Suçun maddi ve manevi unsurları ile hukuka uygunluk halleri nelerdir? Cezada indirim sebepleri nelerdir?
Suçun maddi unsurları; a) Fail, kasten öldürme suçunda herkes olabilir. Kanun suça mahsus bir özellik aramamaktadır. b) Mağdur, yaşam hakkı ihlal edilen kimse suçtan zarar görende odur. Ölenin yakınları suçtan zarar gören olabilir. Suçtan zarar gören katılan sıfatıyla davaya taraf olabilir. Mağdurun belli özelliklerde olması suçun cezai neticelerini ağırlaştıracaktır. Örneğin, suçun eski eşe karşı işlenmesi ya da kendini koruyamayacak küçük çocuğa karşı işlenmesi gibi. c) Konu, insanın vücut bütünlüğüdür. d) Fiil, kasten öldürme icrai bir suç olup serbest hareketle işlenebilir. Vasıtanın önemi yoktur. Kişi, zehirleyerek, vahşi hayvanların önüne atarak, yüksekten iterek ya da birini azmettirerek kişinin canına kast edebilir. e) Netice, kasten öldürmede sonuç ölümdür. Ölüm yoksa, kişi kurtarıldıysa ya da ölmediyse suç gerçekleşmez, teşebbüs aşamasında kalır. f) İlliyet Bağı, hareket ile ölüm arasında illiyet bağı kurulabilmelidir. İlliyet bağı yoksa ya da atipik bir sebep varsa illiyet bağı kurulamayacağından suç oluşmayacaktır.
Suçun manevi unsurları; adam öldürme suçu doğrudan kastla, olası kastla ya da taksirle işlenebilir. Bu nedenle, kişinin kasten mi yoksa taksirle mi işlediğinin tespiti yargılama açasından büyük önem taşımaktadır. Failin hangi saikle hareket ettiğini Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 tarih 1-254/46 içtihadı birleştirme kararında yer alan bu kriterlere bakarak mahkemece belirlenecektir: a) Fail ile Mağdur arasında husumet sebebinin tespiti ve mahiyeti, b) Suçta kullanılan saldırı aleti, kuvveti ve mesafesi, c) Bulundukları yerin durumu, d) Mağdurun vücudunda meydana gelen yara yeri ve mahiyeti, e) Failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir sebepten dolayı mı son verdiği, f) Olayın başlangıç, devam ve sona ermesinin kapsayan bütüncül bir bakış açısıyla karar verilmelidir.
Failin saiki, birini öldürmeyi amaçlarken mağdurun çevresindekileri umursamaksızın çevresindekilerinde zarar görmesini göze alarak hareket etmesi durumunda bu kişiler açısından olası kast ile hareket ettiği kabul edilir. Olası kast ile doğrudan kast arasında verilecek cezaların takdiri açısından farklar oluşabilecektir. Örneğin, arabada seyir halindeyken sürücüyü hedefleyerek ateş açanlar, sürücünün yanında oturan kişileri de öldürürse şoför için doğrudan, diğer ölenler açısından olası kast ile hareket etmiş sayılacaklardır. Kasten yaralama amaçlanmış, ancak ölüm neticesi meydana gelmiş ise (TCK md. 87/4) kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali söz konusu olacaktır. Burada failin saikinin belirlenmesinde hareketin şiddeti baz alınacaktır. Mesela kişiye tokat atıldı ve kişi olayın etkisiyle kalp krizi geçirerek öldü ise TCK md. 87 ama kişi sopalarla şiddetli biçimde darp edilerek beyin kanamasından ölmüşse fail kasten adam öldürmeden yargılanmalıdır.
Kasten öldürme suçunda; a) Kanun Hükmünün Yerine Getirilmesi TCK md. 24 (Örneğin polisten çalıntı araçla kaçan kişilerin polisin dur ihtarına uymayarak üzerlerine sürmesi ve kurşun isabeti neticesi ölmesi gibi) b) Meşru savunma hali TCK md. 25 (Misal kendisine bıçakla saldıran hatta ve yaralayan kişinin elinden bıçağı alarak kişiyi öldürmesi gibi) varsa hukuka uygunluk nedenleri bulunmaktadır. Bu durumlarda kişiye ceza verilmez. Ancak hukuka uygunluk sebeplerinde sınırın aşılması durumu TCK md. 27’de düzenlenmiştir. TCK md. 27’ de kişi kasten öldürmeden cezaya çaptırılacak, ancak verilecek cezada indirimler olacaktır.
Kasten öldürme suçunda, haksız tahrik hali varsa cezada ¼ ile ¾ oranına kadar indirime gidilebilir. Failin, kendisine yöneltilen haksız bir fiilin yarattığı şiddetli öfke (hiddet) veya elemin (şiddetli üzüntü) etkisi altında kasten öldürme suçunu işlemesi durumunda uygulanır (Örneğin, kişinin eşini aşığıyla evde basması ve şahsı öldürmesi gibi). Ya da TCK md 62 gereği yargılama esnasında iyi hal göstermesi, yaş küçüklüğü gibi hallerde indirime gidilecektir. Yine kusur yeteneğini etkileyen faktörlerde (sağır ve dilsiz olması, akıl hastalığının varlığı gibi) cezada indirim ya da ceza verilmesine engel hallerde görülebilir.
Kasten Öldürme suçunun özel görünüş biçimleri nelerdir?
Kasten öldürmede teşebbüs mümkündür. Suç icra edilirken herhangi bir sebeple sonuç yani ölüm gerçekleşmezse suç teşebbüs aşamasında kalacaktır. Örneğin kasten öldürmeyi amaçlayan kişiyi polis ayağından vurarak etkisiz hale getirirse suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılacaktır. Yine kasten öldürmeden gönüllü vazgeçmede mümkündür. Fail önce öldürme kastıyla hareket eder eylemi gerçekleştirir ancak o anda pişmanlık duyarak ölümü engellerse gönüllü vazgeçmeden bahsedebiliriz. Örneğin eşini ölümcül bölgelerinden yaralayan sanığın, daha sonra tampon uygulayarak yaraladığı kişiyi hastaneye yetiştirmesi durumunu örnek gösterebiliriz.
Birden fazla kişinin birlikte hareket ederek bir kişiyi ya da kişileri öldürmesi halinde iştirak halinde öldürmeden söz edebiliriz. Burada önemli olan birlikte hareket eden kişilerin öldürme hususunda fikir birliği içinde olmasıdır. Azmettirme durumunda da iştirak halinde öldürme hükümleri uygulanacaktır.
Kasten öldürme suçunda fikri içtimaı mümkündür. Bir kişi ev sahibine ateş ederken, merminin sekmesi nedeniyle komşusunu vursa, fail açısından hem öldürmeye teşebbüs hem de taksirle öldürmeden ceza verilecektir. Kasten öldürme suçunda bir kişi birden fazla kez öldürülemeyeceğinden zincirleme suç oluşmaz.
Soruşturma ve Kovuşturma aşamaları:
Kasten öldürme suçu re’sen takip edilen bir suçtur. Yani şikayete tabi bir suç değildir. Ayrıca suçun temel şekli ve nitelikli halleri de uzlaşmaya tabi değildir. Kasten öldürme suçu katalog suçlardan biri olup, eylemi gerçekleştirilen yakalandığı anda tutuklanma ihtimali nerdeyse kesin gibidir. Bu suçta görevli yargı yeri ağır ceza mahkemesidir. Kasten öldürmenin temel hali müebbet hapis cezası, nitelikli hallerinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Yukarıda sayılan hukuka uygunluk nedenleri ve özelikle haksız tahrik gibi durumlarda suça ciddi indirimler yapılabilir.
Sonuç:
İlk İnsan Hz. Adem’in oğullarından Kabil’in Habil’i öldürmesinden bu yana geçen zamanda, tüm insanlık açısından en korkulan ve nefret edilen suç olan insan öldürme suçu günümüzde olanca hızıyla ve en ilkel haliyle devam etmektedir. Ne yazık ki dünyada cinayet sayısı, cinayet işlemenin çeşitleri ve vahşeti artmıştır. Ülkemizde de her geçen gün cinayet işlenme oranları artmaya devam etmektedir. Umarım dünyada ve ülkemizde işlenen tüm cinayetler son bulması dileğiyle makalemi burada bitiriyorum.
Yazan: Av. Asım SÖĞÜT
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/haksiz-tahrik-indirimi-nedir.html (18.08.2026 / S: 14.02)
– Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. M. Emin ARTUK/ Prof. Dr. Ahmet GÖKCEN, 21. Baskı, Adalet Yayınları, Ankara – 2024
Giriş:
Bu makalemizde, Türkiye’de en çok işlenen suçlar arasında ilk beşte yer alan dolandırıcılık suçunu nitelikli hali olan “kredi temini maksadıyla dolandırıcılık” türünü inceleyeceğiz. Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişilerce işlenen suçtur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunda (TCK) dolandırıcılığın basit hali tanımlanmış, nitelikli halleri sayılmıştır. Kredi temini maksadıyla dolandırıcılıkta suçun nitelikli hallerinden biridir.
Kredi temini maksadıyla dolandırıcılığa örnekler:
TCK madde 158/1-j’de düzenlenen dolandırıcılık suçunun “Suçun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmaması maksadıyla” işlenmesi hali (Kredi temini maksadıyla dolandırıcılık) mevzuatta nitelikli hal olarak düzenlenmiş olup, çağımızın getirdiği finansal ortamda en çok işlenen suç türlerinden biridir. Kanun koyucu bu nitelikli hali düzenlerken, “… Birinci fıkranın (j) bendinde, dolandırıcılık suçunun Suçun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılması maksadıyla işlenmesi, bu suçun nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Suçun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılması maksadıyla hileli davranışlarda bulunulması ve buna dayalı olarak kredi adı altında bir yarar sağlanması durumunda bu nitelikli hal oluşur. Kredi kurumu deyiminden banka olmamasına rağmen kanunen borç para vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.” şeklinde gerekçelendirmiştir. Bu tür dolandırıcılıkta kredi verme yetkisi olan kurumlar hileye düşürülmekte, böylece iradesi sakatlanan bankadan kişi adına kredi çekilerek, kişi mağdur edilmekte ve dolandırıcı ise haksız menfaat temin etmektedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 28.12.2022 tarih 2021/13245 E. ve 2022/21120 K. sayılı kararında, “…Sanığın, katılanın yetkilisi olduğu… Tek Elkt. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait suça konu iki adet çalıntı çeki sahte olarak düzenleyip gayriresmî ortağı olduğu şirket adına çekilen kredinin teminatı olarak bankaya ibraz edilmesini sağladığı ve çeklerin gününde ödenmemesi üzerine katılan şirketin aleyhine icra takibi yapılmasına sebebiyet verdiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçundan katılan sıfatını alabilecek şekilde zarar gören … Bank AŞ'nin 5271 sayılı CMK'nin 260/1. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğu, kovuşturma evresinde anılan Kanun'un 234/1-b-1 maddesi uyarınca duruşma gününü bildirir tebligatın ise yapılmadığı, sanık hakkında açılan davadan haberdar edilmediği ve davaya katılmasına imkân tanınmadığının anlaşılması karşısında, kanun yollarına başvurma hakkı bulunan ve yokluğunda hüküm verilen suçtan zarar gören … Bank AŞ'ye aynı Kanun'un 35/2. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği ile temyizi halinde ek tebliğname de düzenlendikten sonra iadesinin temini için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE.” şeklindedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 06.05.2014 tarih 2012/16495 E. ve 2014/8914 K. sayılı kararında, “…Somut olayda; sanık …'ün almayı planladığı kredinin reddedileceğini bildiği, ancak kabulünün temini için temyiz dışı diğer sanık … üzerinden kredi almak için konuşup ikna ettiği, sanık …'in, …'dan gerçek nüfus cüzdanı ve ikametgah ilmûhaberi fotokopisini aldıktan sonra, Recep'in kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle suça konu iki adet sahte tapu senedi fotokopisi ve iki adet kira sözleşmesi fotokopisi ve bir adet çiftçilik belgesi fotokopisi oluşturup katılan banka şubesine gittiği, otomobil kredisi almak istediği, kendisine verilen başvuru formunu diğer sanık …'in kimlik bilgilerini kullanarak doldurduğu ve ekine bu belgeleri sunduğu, referans olarak başvuracak kişi olarak da ilgili bölüme kendi kimlik bilgilerini yazdığı, daha sonra sanık … tarafından imzalanılması gereken yeri, onun imzasını sahte olarak atmak suretiyle imzaladığı ve bankaya verdiği, bankaca kredi verilme aşamasında yapılan araştırmada tapu senetlerinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine kredi tahsis edilmediği anlaşıldığından, sanığın eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, mahkemece gösterilen gerekçe usul ve yasaya uygun olduğundan tebliğnamedeki eleştiriye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” şeklindedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 22.01.2020 tarih 2017/12259 E. ve 2020/712 K. sayılı kararında, “…Resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığın, olay günü Türk Ekonomi Bankası …Şubesi'ne, müşteki adına üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanı ile müracaat ederek kredi talebinde bulunduğu, müştekiyi tanıyan banka görevlisinin müştekiyi arayarak kendi kimliği ile üzerinde başkasının fotoğrafı bulunan bir şahsın kredi için müracaat ettiğini bildirmesi üzerine, müştekinin olaydan haberdar olduğu, sanığın olayın meydana çıktığını anlayarak sahte kimliği de bankada bırakarak kaçtığı, bu suretle sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
1)Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Sanık savunması, müşteki beyanı, ekspertiz raporu ile dosya kapsamından, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkemece verilen mahkumiyet hükmü ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir sebebe dayanmayan temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2)Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Sanığın, müşteki adına düzenlenmiş sahte kimlik belgesi ile bankadan kredi talebinde bulunduğu, ancak banka görevlisinin durumu müştekiye bildirmesi üzerine eylemini tamamlayamadan kaçtığı anlaşıldığı ve sanığın eyleminin, nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs aşamasına ulaştığı gözetilmeden, atılı suçtan mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş,…” şeklindedir.
Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 15.02.2016 tarih 2015/5285 E. ve 2016/1340 K. sayılı kararında, “…Sanık …'in yanında çalışan diğer sanık …'yı azmettirmesi ile sanık …'in doğalgaz dönüşüm işlemi için talepte bulunmamalarına rağmen ve haberleri olmadığı halde mağdur ve müşteki adına sanki müşteriymiş gibi internet ortamından …Finans Tüketici A.Ş.'ne kredi başvurusunda bulunduğu, kredinin tahsis edilmesi üzerine müşteriler adına sahte kredi sözleşmelerini doldurup söz konusu finans şirketine gönderdikleri ve bu şekilde tahsis edilen kredilerin sanık …'ın banka hesaplarına aktarıldığı, böylece sanıkların iştirak halinde basit dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda; 1- 6391 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 39. maddesine göre; “Finansman sözleşmesi, her türlü mal veya hizmet alımının, malı veya hizmeti satın alan gerçek veya tüzel kişinin nam ve hesabına mal veya hizmetin teslim veya temini ile birlikte doğrudan satıcıya ödeme yapılması suretiyle kredilendirilmesini öngören sözleşmedir. Kredi geri ödemeleri, adına kredi açılanlar tarafından finansman şirketlerine yapılır.” hükmü karşısında finansman şirketlerinin de finansman sağlayan kredi kuruluşları oldukları anlaşılmakla, sanıkların sahte kredi sözleşmelerini düzenleyerek… Finansmanı A.Ş. şirketinden kredi almalarından ibaret eylemlerinin TCK'nın 158/1-j maddesi uyarınca “banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasına sağlamak maksadıyla nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek suç vasfında hataya düşülmek suretiyle yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması, 2- Atılı suçun mağduru olan …nin 06.01.2011 tarihli cevabi yazısında; şikayetçi … adına çekilen suça konu 7500 TL tutarlı kredinin, 1095 TL'sinin; mağdur … adına çekilen 5150 TL tutarlı kredinin ise 456 TL'sinin ödendiği ve kredi borçlarının sanık …'in şirket hesabına borç olarak temlik edildiğine ilişkin bildirimde bulunulduğu dikkate alınarak, kısmen geri verme ve tazmin nedeniyle TCK'nın 168/4. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından atılı suçun mağduru olan …nin kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulması ve sonucuna göre sanıklar hakkında TCK'nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 3- Kabule göre de; sanıklar hakkında TCK'nın 157/1. maddesi uyarınca hapis cezası yanında ayrıca adli para cezasına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son madde hükmü uyarınca sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 15.02.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.” şeklindedir.
Bu nitelikli halde, çokça özel belgede sahtecilikle veya resmi belgede sahtecilik suçlarıyla beraber içtima mümkündür. Çoğu zaman sanıklar belgeler üzerinde tahrifat ya da değişiklik yaparak banka personelini hileli davranışlarına ikna etmektedir. Bu durumda birden fazla suçla yargılanmaktadırlar. Ayrıca internet dolandırıcılığı ve kredi temini suretiyle dolandırıcılık yöntemleri karma şekilde kullanılarak bankalardan haksız krediler kullandırılmaktadır. Bu tür durumlarda savcılıkların kamu davalarını genelde internet dolandırıcılığı üzerinden açtığı görülmektedir. Halbuki ben aksi kanaatteyim, bu türden telefona sahte mesaj linki gibi hareketlerle yapılan ve bankadan kredi çekilmesini sağlayan dolandırıcılık yöntemlerinin hile aracı (internet link mesajı) üzerinden değil; sonuç (kredi çekilmesi) üzerinden nitelikli hal değerlendirilmesi yapılmalıdır.
Kredi temini maksadıyla dolandırıcılığın Banka zimmeti suçundan farkı nedir?
5411 sayılı Bankacılık Kanunun 160. Maddesi “banka zimmeti” suçunu düzenlemiştir. Bu suçta, kişi birine kredi veriyormuş gibi gözükürken aslında kendi adına haksız kazanç elde etmektedir. Bu suçta fail banka çalışanı ve mağdur bankadır. Dolandırıcılıkla banka zimmetini ayıran temel fark banka zimmeti suçunda fail sadece personel ve mağdur banka iken; kredi temini maksadıyla dolandırıcılıkta fail veya mağdur herkes olabilir.
Suçun maddi ve manevi unsurları ve diğer nitelikli halleri nelerdir?
Suçun maddi unsurları; a) Fail, dolandırıcılık suçunun faili herkes olabilir. Kanun suça mahsus bir özellik aramamaktadır. b) Mağdur, dolandırıcılık suçunun mağduru sadece gerçek kişiler olabilir. Tüzel kişiler mağdur olamaz, sadece suçtan zarar gören olabilirler. Mağdur, failin hileli davranışı karşısında maddi olarak zarara uğrayan kişidir. c) Konu, para ya da mal varlığına ilişkin oluşan bir zarardır. d) Fiil, dolandırıcılık suçunda fiil unsurunu hileli davranışlarla mağdurun veya 3. kişinin hataya sürüklenmesi hareketidir. e) Netice, hileli davranışlar neticesinde mağdurun aldanmaya bağlı olarak failin yararına kendisinin zararına mal varlığında görülen eksilmedir. f) İlliyet bağı, dolandırıcılıkta oluşan zarar ile aldatma fiili arasında bir illiyet bağı bulunmasıdır.
Suçun manevi unsuru, dolandırıcılık suçu sadece kasten işlenebilir. Taksirle işlenemez. Yani fail, mağduru aldatırken ekonomik bir menfaat elde etmeyi ilk temastan itibaren planlamalıdır. Nitelikli hal olan bu dolandırıcılık sadece doğrudan kast ile işlenebilir, olası kastla işlenmesi mümkün değildir.
Kredi temini maksadıyla dolandırıcılıkta etkin pişmanlık hükümleri uygulanır mı?
TCK madde 168’e göre dolandırıcılık ve nitelikli hallerde etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Şüpheli soruşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek mal varlığının iadesi ya da tazmin etmesi halinde verilecek cezadan 2/3 oranında indirim yapılır; sanık kovuşturma/yargılama aşamasından hüküm verilesiye kadar ki aşamada etkin pişmanlık göstererek mal varlığının iadesi ya da tazmin etmesi halinde verilecek cezadan 1/2 oranında indirim yapılır. Suçun faili, azmettireni veya yardım edeni samimi bir pişmanlık göstererek zararı aynen veya nakden (parayla) gidermelidir. Etkin pişmanlık neticesinde suç, iki yılın altına inerse hükmün açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı verilebilir.
Kredi temini maksadıyla dolandırıcılıkta suçun özel görünüş biçimleri nelerdir?
Bu türden nitelikli dolandırıcılıkta banka aldatılmazsa suç teşebbüs aşamasında kalmış olur. Aynı şekilde, bankayı aldattınız ancak kredi herhangi sebeple verilmedi ise zarar oluşmadığından suç teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir.
Bu türden dolandırıcılık yapılmasında iştirak halinde birden fazla kişiyle işlenebilir. İştirak halinde işlenen suçlar üçten fazla kişi ile işlenirse yarı oranında, örgütlü olarak işlenirse bir kata kadar artırılacaktır. Yargılananların, olayın işlenişi esnasındaki pozisyonları önemlidir. Faillerin üçü müşterek fail ise artırıma gidilir, ancak bir kısmı fail ve diğerleri yardım eden ya da azmettiren ise bu kişiler sayıya dahil edilmez.
Bu türden dolandırıcılık yapılmasında içtima mümkündür. Yani bu suçu işleyen kişiler birden fazla suçtan yargılanabilecektir. Uygulamada genelde failler, dolandırıcılığın nitelikli hali yanında resmi belgede sahtecilik, özel evrakta sahtecilik ya da suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından birkaçıyla beraber yargılanabileceklerdir. Davada görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi olup, kişi dört yıldan on yıla ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla yargılanmaktadır.
Sonuç:
Dolandırıcılıkla alakalı bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Yazılarımda dolandırıcılık suçunun çok görülen tüm nitelikli hallerini ayrı makalelerle incelemeye karar verdim. Bu yazımın konusu ise Kredi temini yoluyla dolandırıcılık yapılmasına ilişkindir. Halkımızın Bankacılık sistemine olan güveni suistimal edildiği ve piyasada ki güveni ciddi sarsan bu türden dolandırıcılıkların kapsamı ve çeşidi her geçen gün artmaktadır. Banka kurumları sürekli insanlarımızı uyarmak suretiyle mağduriyetlerin önüne geçmeye çalışmaktadır. Ancak dolandırıcılar, şeytanın aklına gelmeyecek taktiklerle insanları mağdur etmektedir. Çevremizde de çok sayıda kredi çekilmesi suretiyle dolandırılmış mağdur bulunmaktadır. Devam eden yazılarımda diğer nitelikli dolandırıcılık türlerini ele almaya devam edeceğim.
Yazan: Av. Asım SÖĞÜT
1- https://www.gurses.av.tr/turkiyede-en-cok-islenen-suclar-2024-yilina-dair-kapsamli-bir-degerlendirme/
2-https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
3- Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. M. Emin ARTUK/ Prof. Dr. Ahmet GÖKCEN, 21. Baskı, Adalet Yayınları, Ankara – 2024
4- https://karararama.yargitay.gov.tr/
Giriş:
Bu makalemizde, Türkiye’de en çok işlenen suçlar arasında ilk beşte yer alan dolandırıcılık suçunu nitelikli hali olan internet/bilişim dolandırıcılığı türünü inceleyeceğiz. Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişilerce işlenen suçtur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunda (TCK) dolandırıcılığın basit hali tanımlanmış, nitelikli halleri sayılmıştır. İnternet /Bilişim dolandırıcılığı da, dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerinden biridir.
İnternet/bilişim dolandırıcılığı ve örnekleri:
TCK madde 158/1-f’de düzenlenen dolandırıcılık suçunun “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle” işlenmesi hali (internet/bilişim dolandırıcılığı) mevzuatta nitelikli hal olarak düzenlenmiş olup, çağımızın getirdiği internet ortamında en çok işlenen suç türlerinden biridir. Kanun koyucu bu nitelikli hali düzenlerken, “…Bilişim sistemlerinin ya da birer güven kurumu olan banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, dolandırıcılık suçunun işlenmesi açısından önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Banka ve kredi kurumları açısından dikkat edilmesi gereken husus, bu kurumları temsilen, bu kurumlar adına hareket eden kişilerin başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleridir.” şeklinde gerekçelendirmiştir. Bu tür dolandırıcılıkta internet vasıtasıyla kişinin iradesi sakatlanmakta hileye düşürülmekte, menfaat ise banka aracılığıyla temin edilmektedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 10.03.2021 tarih 2017/32343 E. ve 2021/2179 K. sayılı kararında, “…Sanığın, sahibinden.com adlı internet sitesinde cep telefonunu satışa çıkardığı, müştekinin telefonun 1000 TL’ye anlaşarak 500 TL’sini teslimden sonra olmak üzere 500 TL’lik kısmını bankadan havale yapması daha sonra sanığa müştekinin ulaşamaması neticesinde gerçekleşen eylemin nitelikli dolandırıcılık olarak kabulü gerekir” şeklindedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 21.01.2020 tarih 2017/11721 E. ve 2020/625 K. sayılı kararında, “…Katılanın, Ankara’da internette gördüğü bir Finans Şirketinin numarasını arayarak adına kayıtlı taşınmazların ipotek ettirmesi şartıyla kredi talebinde bulunduğu, bu kredi işlemleri görüşmeleri sonucunda kendisinden masraf olarak 5270 TL para talep edildiği, kendisinin bu parayı Garanti Bankasından sanıklardan Reha’nın hesabına yatırdığı, daha sonra sanıklara ulaşamadığı, Sanık Reha’nın hesaptaki yatan parayı Sanık Cevat’a gönderdiği, bu suretle….dolandırıcılık suçunun nitelikli halinin işlendiği” şeklindedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.10.2014 tarih 2013/729 E. ve 2014/434 K. sayılı kararında, “…Sanıkların keşide yeri gösterilmeyen sahte bir çek vermek suretiyle katılandan hayvan satın aldıkları somut olayda, bankanın maddi varlığı olan çekin suçta araç olarak kullanılması nedeniyle eylemin, TCK’nın 158/1-f maddesine yazılı banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir” şeklindedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 01.12.2020 tarih 2017/26070 E. ve 2020/11642 K. sayılı kararında, “…Sanığın, www.sahibinden.com adresine farklı tarihlerde satılık iPhone ilanı verip bu ilanı görüp inanan katılanlar, müşteki ve mağdurlarla iletişime geçip katılan … 600 TL, katılan … 700 TL, katılan … 750 TL, katılan …. 675 TL, katılan …. 200 TL katılan … 450 TL katılan …. 300 TL istemiş, müşteki … 500 TL, mağdur …. 600 TL, mağdur … 750 TL’yi bildirdiği hesaplara göndermelerini sağlayıp akabinde telefonları göndermeyip ortadan kaybolarak ayrı ayrı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği olayda, sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmamıştır” şeklindedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 11.03.2015 tarih 2013/9591 E. ve 2015/22310 K. sayılı kararında, “…Sanık da sahibinden.com internet sitesi üzerinden araba satışı için mağdurlardan kapora almış, fakat daha sonra telefonlarına ulaşılamamıştır. Sanığın fiili bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturur” şeklindedir.
Yine kamuoyunda çokça konuşulan “Çiftlik Bank” dolandırıcılığı, sosyal medya üzerinden hesapların ele geçirilmesi ve karşılıklı takipleşilen kişilere mesaj atılarak banka hesaplarını ele geçiren link atılması, Telefona atılan mesaj ile banka hesaplarını ele geçiren link bağlantıları atılması gibi çokça rastlanılan dolandırıcılık yöntemleri de bilişim dolandırıcılığına örnek gösterilebilir.
İnternet / Bilişim dolandırıcılığının Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye kullanılması ve hırsızlık suçundan farkları nelerdir?
TCK 245. madde “Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçunu düzenlenmiştir. Bu suçla, internet dolandırıcılığını ayıran temel fark hilenin kime yöneldiğidir. İnternet dolandırıcılığında hile ve aldatma gerçek kişilere yönelirken; TCK md 245’te bilişim sistemlerine yönelik bir aldatma kastı vardır. Yani suçun muhatapları farklıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşması açısından mağdurun mülkiyet hakkı da önem teşkil eder. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için kişinin mal varlığı üzerinde tasarruf yetkisi olmalıdır, malın sahibi olmayan kişinin aldatılarak paranın alınması halinde hırsızlık suçu oluşacaktır. Mesela emaneten bırakılan telefona gönderilen bir linkin emanet edilen kişi tarafından tıklanması neticesinde hesabı boşaltılan telefonun sahibi açısından hileli davranış muhatabı kendisi olmadığından failler açısından dolandırıcılık suçu değil, hırsızlık suçu oluşacaktır.
Suçun maddi ve manevi unsurları ve diğer nitelikli halleri nelerdir?
Suçun maddi unsurları; a) Fail, dolandırıcılık suçunun faili herkes olabilir. Kanun suça mahsus bir özellik aramamaktadır. b) Mağdur, dolandırıcılık suçunun mağduru sadece gerçek kişiler olabilir. Tüzel kişiler mağdur olamaz, sadece suçtan zarar gören olabilirler. Mağdur, failin hileli davranışı karşısında maddi olarak zarara uğrayan kişidir. c) Konu, para ya da mal varlığına ilişkin oluşan bir zarardır. d) Fiil, dolandırıcılık suçunda fiil unsurunu hileli davranışlarla mağdurun hataya sürüklenmesi hareketidir. e) Netice, hileli davranışlar neticesinde aldatılan mağdurun bu aldanmaya bağlı olarak failin yararına kendisinin zararına mal varlığında görülen eksilmedir. f) İlliyet bağı, dolandırıcılıkta oluşan zarar ile aldatma fiili arasında bir illiyet bağı bulunmasıdır.
Suçun manevi unsuru, dolandırıcılık suçu sadece kasten işlenebilir. Taksirle işlenemez. Yani fail, mağduru aldatırken ekonomik bir menfaat elde etmeyi ilk temastan itibaren planlamalıdır. Nitelikli hal olan internet / bilişim dolandırıcılığı sadece doğrudan kast ile işlenebilir, olası kastla işlenmesi mümkün değildir.
İnternet / bilişim dolandırıcılığında etkin pişmanlık hükümleri uygulanır mı?
TCK madde 168’e göre dolandırıcılık ve nitelikli hallerde etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Şüpheli soruşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek mal varlığının iadesi ya da tazmin etmesi halinde verilecek cezadan 2/3 oranında indirim yapılır; sanık kovuşturma/yargılama aşamasından hüküm verilesiye kadar ki aşamada etkin pişmanlık göstererek mal varlığının iadesi ya da tazmin etmesi halinde verilecek cezadan 1/2 oranında indirim yapılır. Suçun faili, azmettireni veya yardım edeni samimi bir pişmanlık göstererek zararı aynen veya nakden (parayla) gidermelidir.
İnternet / Bilişim dolandırıcılığının özel görünüş biçimleri nelerdir?
Bilişim dolandırıcılığında hileli davranışlara başvurulmasına rağmen karşı tarafı aldatamazsanız suç teşebbüs aşamasında kalmış olur. Aynı şekilde, karşı tarafı aldattınız ancak zarar oluşmadı ise yine suç teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir.
İnternet dolandırıcılığı iştirak halinde birden fazla kişiyle işlenebilir. İştirak halinde işlenen suçlar üçten fazla kişi ile işlenirse yarı oranında, örgütlü olarak işlenirse bir kata kadar artırılacaktır. Bu kişiler, olayın işlenişi esnasındaki pozisyonları önemlidir. Faillerin üçü müşterek fail ise artırıma gidilir, ancak bir kısmı fail ve diğerleri yardım eden ya da azmettiren ise bu kişiler sayıya dahil edilmez.
Bilişim dolandırıcılığında içtima mümkündür. Yani bu suçu işleyen kişiler birden fazla suçtan yargılanabilecektir. Uygulamada genelde failler, internet dolandırıcılığı yanında resmi belgede sahtecilik ya da suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından biriyle ya da her ikisiyle beraber yargılanabileceklerdir.
Davada görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi olup, kişi dört yıldan on yıla ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla yargılanmaktadır.
Sonuç:
Dolandırıcılıkla alakalı bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. İlk yazıma da yargıda en çok karşılaşılan türlerden internet/bilişim dolandırıcılığından başlamaya karar verdim. Günümüzde internetin her eve girmesinin olumsuz bir neticesi olarak, internet/bilişim dolandırıcılığı çok yaygın görülen dolandırıcılık türlerinden birisi haline gelmiştir. Bu türden dolandırıcılıklar kapsamı ve çeşidi her geçen gün artmaktadır. İnsanlar sosyal medyanın yaygınlığı ve işlemlerini ağırlıklı olarak bankadan yapmaları sebebiyle bilişim dolandırıcılığında açık hedef haline gelmiştir. Devlet kurumları sürekli insanlarımızı uyarmak suretiyle mağduriyetlerin önüne geçmeye çalışmaktadır. Ancak dolandırıcılar, şeytanın aklına gelmeyecek taktiklerle insanları mağdur etmektedir. Çevremizde de çok sayıda internet aracılığıyla dolandırılmış mağdurlar bulunmaktadır. Dolaysıyla bu yazı dizisinin ilk makalesi insanlarda bilgi vermek adına bilişim/internet dolandırıcılığıydı. Devam eden yazılarımda diğer nitelikli dolandırıcılık türlerini ele almaya devam edeceğim.
Yazan: Av. Asım SÖĞÜT
1- https://www.gurses.av.tr/turkiyede-en-cok-islenen-suclar-2024-yilina-dair-kapsamli-bir-degerlendirme/ (02.10.2025 / 13.15)
2-https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5 (02.10.2025 / 13.30)
3- Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. M. Emin ARTUK/ Prof. Dr. Ahmet GÖKCEN, 21. Baskı, Adalet Yayınları, Ankara – 2024
Giriş:
Bu makalemizde, Türkiye’de en çok işlenen suçlar arasında ilk beşte yer alan dolandırıcılık suçunu nitelikli hali olan kamu kurumu ve diğer tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık türünü inceleyeceğiz.
Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişilerce işlenen suçtur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunda (TCK) dolandırıcılığın basit hali tanımlanmış, nitelikli halleri sayılmıştır. Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırıcılık yapılmasında, dolandırıcılık suçunun sayılan nitelikli hallerinden biridir.
Kamu kuruluşlarının ve tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa örnekler:
TCK madde 158/1-d’de düzenlenen dolandırıcılık suçunun “Suçun, kamu kurum ve kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişilerinin araç olarak kullanılması suretiyle” işlenmesi hali (Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırıcılık) mevzuatta nitelikli hal olarak düzenlenmiş olup, çağımızın getirdiği internet ortamında en çok işlenen suç türlerinden biridir. Kanun koyucu bu nitelikli hali düzenlerken, “… Birinci fıkranın (d) bendinde, dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi, bu suçun nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Çünkü, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişilikleri toplumda güven beslenen müesseseler olarak kabul edilmişlerdir.” şeklinde gerekçelendirmiştir. Bu tür dolandırıcılıkta kamu güveni kazanmış kamu kurum ya da deiğer tüzel kişiliklerin vermiş olduğu toplumsal güven hissi kullanılarak kişinin iradesi sakatlanmakta hileye düşürülmekte, böylece iradesi sakatlanan kişiden menfaat temin edilmektedir.
Burada sayılan kamu kurum ve diğer tüzel kişiliklerden neyi anlayacağımız Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (YCGK) 05.11.2023 tarih 2012/1354 E. ve 2013/437 K. sayılı kararında şu şekilde örneklendirilmiştir:
“…Bu aşamada kamu kurumu ve kuruluşları, siyasi parti, vakıf ve dernek sözcükleri üzerinde durulmasında da yarar bulunmaktadır.
Kamu kurum ve kuruluşları, genel, katma ve özel bütçeli kurumlar, belediyeler ve bu kurumların kurdukları döner sermayeli kuruluşlar, kamu iktisadi teşekkül ve teşebbüsleri, özel kanunlarla kurulan diğer devlet teşekkülleridir.
Kamu kurumu; belirli bir ya da birkaç kamu hizmetini ya da faaliyetini yürütmekle görevli, tüzelkişiliğe sahip idare teşkilatı birimidir. Kamu kurumu deyince akla; devlet tüzel kişiliği, il özel idareleri, belediyeler, üniversiteler, Yüksek Öğretim Kurumu, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu ve katma bütçeli kuruluşlar gelmektedir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, Anayasanın 135. maddesiyle tanımlanmıştır. Anılan maddeye göre, belli mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen hükümlere göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir. Örneğin, Barolar, Noterler Birliği, Ticaret ve Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları gibi kuruluşlar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır.
Siyasi partiler, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre faaliyetlerini sürdürmektedirler. 2820 sayılı Kanunda siyasi partiler tanımlanmış olup, anılan kanunun 3. maddesine göre; “Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip” kuruluşlardır. Öğretide de siyasi parti, belirli bir ilkeyle programını belirleyip seçmenin desteğini almak suretiyle, yönetime gelmeyi amaçlayan sürekli ve düzenli etkinliği olan, siyasi bir topluluğun örgütü olarak tanımlanmıştır.
Dernek; kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını,
Vakıf ise; gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip, mal topluluğunu ifade eder.” Suçun nitelikli halinde belirtilen tüzel kişilerden ne anlaşılacağı içtihat birleştirme kurulunun bu metninde ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
Bu tür dolandırıcılıklarla alakalı nitelikli hallere ilişkin örnek vermek gerekirse, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23.11.2022 tarih 2021/13189 E. ve 2022/19522 K. sayılı kararında, “…Maddede belirtilen kamu kurum ve kuruluşları, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliğinin sadece isminin kullanılması bu bendin uygulanması için yeterli olmayıp, bunlara ait maddi varlığın veya bu tüzel kişiliklerle bağ kurulmasını sağlayan somut başka olguların kullanılması gerekir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evrak ve makbuzların sunulması, taşıtın kullanılması, mağdur üzerinde bentte sayılan tüzel kişiliklerden gelindiğine veya buralardan aranıldığına dair bir düşünce oluşturulması ve mağdurun aldatılması gerekmekte olup somut olayda sanığın katılana SGK’de çalıştığını emekli olması için problemlerini çözeceği vaadinde bulunması atılı suçu oluşturmayıp, sanığın eyleminin suç tarihinden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile TCK'nin 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle eylemin sanık lehine olan TCK'nin 157/1. maddesindeki basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı” şeklindedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2023 tarih 2012/1354 E. ve 2013/437 K. sayılı kararında, “…Sanığın, kendisini tanımayan ve suç tarihinde Kars ili, Susuz Özel İdare Müdürü olarak görev yapan tanık F. K.’yı makam telefonundan arayıp Başbakanlıktan aradığını söylediği, kendisini İ. Y.olarak tanıttıktan sonra, tanığa Susuz ilçesine bağlı . ve … köylerinin sosyal yapısı ve eğitim durumu hakkında sorgulayıcı sorular yöneltip, psikolojik olarak etki altına aldıktan sonra Başbakanlıkça yürütülen projeler kapsamında Susuz ilçesine bağlı köylerden kamuda çalışabilecek eğitim durumları uygun kişileri tespit etmeye çalıştığını söylediği, görüşme sırasında kendi cep telefonu numarasını vererek tanık F.'dan … ve …. köyü muhtarlarının kendisini aramalarını sağlamasını istediği, bu telefon görüşmesinden sonra tanık F.’nın A. köyü muhtarı M. B. ile ….köyü muhtarı F. K.'nu arayıp sanıkla arasında geçen görüşmeleri aktardığı, özel idare müdüründen sanığın telefon numarasını alan ve karşılaştıkları durumu kamu idaresinin yapmış olduğu genel bir uygulama ve değerlendirilmesi gereken bir imkan olarak algılayan tanık muhtarların kamu kurumunda görevli olup, olmadığı konusunda tereddüt geçirmeden sanığı aradıkları, sanığın muhtarlarla yaptığı görüşmelerde Başbakanlıkta çalıştığını, kamuda çalışacak kişileri tespit ettiğini, hatta bu algıyı güçlendirmek amacıyla mağdurların iş başvurusu için hazırlamış olduğu evrakları Başbakanlık Personel Başkanlığına, İş ve İşçi Bulma Kurumuna yapacakları müracaat sonrasında alacakları aday numaralarını ise kendisine göndermelerini istediği, bu şekilde gerek aracılık yapan tanıkların, gerekse müştekilerin başbakanlıkta görevli bir kişiyle muhatap oldukları algısını güçlendirdiği, sanıkla muhatap olan kişilerin hiçbir aşamada tereddüt geçirmediği ve sanığın değişik zamanlarda farklı gerekçelerle kendilerinden istediği paraları gönderdikleri şeklinde gelişen somut olayda; sanığın öncelikle Başbakanlıkta görevli olduğu konusunda Susuz Özel İdare Müdürünü inandırıp, müştekiler ile irtibat kurmasına aracılık etmesini sağladığı, özel idare müdürünün resmi sıfatını da kullanarak tanık köy muhtarlarında Başbakanlıkta görevli bir kişiyle muhatap oldukları algısını oluşturduğu ve köy muhtarları ile müştekilerin özel idare müdürünün yönlendirmesiyle Başbakanlıkta görevli bir şahısla muhatap oldukları kanaatiyle hareket etmelerini sağladığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın aşamalı olarak aracılık yapan tanıklar ile müştekileri yanıltıp, onları kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleri ile planlayıp ustaca sergilediği hileli davranışlarla aldatma sonucunda müştekilerin zararına gerçekleştirdiği eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Sanığın aldatma aracı olarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık teşkilatı ile Susuz Özel İdare Müdürlüğünü bizzat kullandığı, müştekilerin kamu kurumlarına duydukları güvenin istismar edilerek iradelerinin baskı altına alınması sonucu sanığa değişik zamanlarda para gönderdikleri sabit olup, sanığın eylemleri bu şekliyle TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır.” şeklindedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 01.12.2020 tarih 2017/26070 E. ve 2020/11642 K. sayılı kararında, “… Sanıklar olay tarihinde … mahallesinde esnafları dolaşarak kendilerini SGK görevlileri olarak tanıtıp Suriye uyruklu işçi çalıştırıp çalışmadıklarını kontrol ettiklerini beyan ederek, ilk önce mağdur iş yerinde gittikleri ve sanık … işyerinin işçilerini Suriye uyruklu olduğunu söyleyerek 14.000 TL ceza keseceğini söyleyip 1.000 TL para istediğim 200 TL’ye razı oldukları mağdurun kendilerine 200 TL verdi akabinde diğer mağdurun … aynı mahallede altın baş tekstilde iş yerine gittikleri burada da sanık … mağdura işçilere Suriye uyruklu olduğunu söyleyerek ceza keseceğini belirttiği bu esnada diğer mağdurun telefonla mağdura dolandırıcılara bildirerek polise ihbarda bulunduğu sanığın mağdur … 1.000 TL para istediği mağdurun 500 TL verdiği her iki olayda da sanığın …. işyerinde dışında bekleyerek gözcülük yaparak yardımda bulunduğu ayrıca sanık … üzerinde adli emanette kayıtlı sahte SGK kimlik kartı ve adli emanette bulunan belgeyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edildiği olayda temiz itirazların reddine hükümlerin onanmasına” şeklindedir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 05.11.2020 tarih 2013/9591 E. ve 2015/22310 K. sayılı kararında, “…Sanığın, katılan …'nın kurucu başkanı olduğu, Ankara'da faaliyet gösteren ve Ankara Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünde kayıtlı bulunan Kanserle Savaş ve Aile Yardım Derneğinin İzmir'de herhangi bir şubesinin bulunmadığı ve İzmir ilinde herhangi bir şahsa yardım toplama amacıyla yetki vermediği halde, üzerinde Kanserle Savaş ve Aile Yardım Derneği (Kansav) yazılı bağış makbuzları olan bir takım kağıtlarla dernek adına yardım toplamaya başladığı, İzmir Şubesi olarak bağış makbuzlarının üzerinde … Mh. 569 Sk. N:29/1 … adresinin yazılı olduğu, ancak burada Lösemi Araştırma ve Yardım Derneği adı altında başka bir derneğin bulunduğu ve dernek yönetim kurulunda sanığın yer almadığının tespit edildiği, olay tarihinde bağış makbuzlarıyla müşteki …'in adresine giderek yardım almak istediği sırada şüphelenen müştekinin durumu polise haber vermesi sonucu olayın ortaya çıktığı, bu suretle sanığın TCK md 158/1-d nitelikli halini işlediği sanığın savunması, müşteki ve katılan beyanları, tutanaklar, dernek yazıları, ile dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.” şeklindedir.
Yine kamuoyunda çokça konuşulan, kendisini hakim, savcı, polis olarak tanıtarak mağdur kişilerin terör örgütü üyesi olduğu ya da suç örgütü üyesi olduğu şeklinde telefonla iletişime geçilerek dolandırılması da kamu kurum ve tüzel kişileri araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılığı örnek gösterilebilir.
Kamu kurum ve tüzel kişileri araç olarak kullanmak suretiyle yapılan dolandırıcılığının İkna suretiyle irtikap suçundan farkları nelerdir?
TCK 250. madde “Görevin sağladığı güveni kötüye sağlamak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklindedir. Yani suçun failleri farklıdır. Dolandırıcılıkta fail herkes olabilirken; ikna suretiyle irtikapta fail sadece kamu görevlisi olabilir.
Suçun maddi ve manevi unsurları ve diğer nitelikli halleri nelerdir?
Suçun maddi unsurları; a) Fail, dolandırıcılık suçunun faili herkes olabilir. Kanun suça mahsus bir özellik aramamaktadır. b) Mağdur, dolandırıcılık suçunun mağduru sadece gerçek kişiler olabilir. Tüzel kişiler mağdur olamaz, sadece suçtan zarar gören olabilirler. Mağdur, failin hileli davranışı karşısında maddi olarak zarara uğrayan kişidir. c) Konu, para ya da mal varlığına ilişkin oluşan bir zarardır. d) Fiil, dolandırıcılık suçunda fiil unsurunu hileli davranışlarla mağdurun hataya sürüklenmesi hareketidir. e) Netice, hileli davranışlar neticesinde aldatılan mağdurun bu aldanmaya bağlı olarak failin yararına kendisinin zararına mal varlığında görülen eksilmedir. f) İlliyet bağı, dolandırıcılıkta oluşan zarar ile aldatma fiili arasında bir illiyet bağı bulunmasıdır.
Suçun manevi unsuru, dolandırıcılık suçu sadece kasten işlenebilir. Taksirle işlenemez. Yani fail, mağduru aldatırken ekonomik bir menfaat elde etmeyi ilk temastan itibaren planlamalıdır. Nitelikli hal olan tüzel kişi dolandırıcılığı sadece doğrudan kast ile işlenebilir, olası kastla işlenmesi mümkün değildir.
Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırıcılık yapılmasında etkin pişmanlık hükümleri uygulanır mı?
TCK madde 168’e göre dolandırıcılık ve nitelikli hallerde etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilecektir. Şüpheli soruşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek mal varlığının iadesi ya da tazmin etmesi halinde verilecek cezadan 2/3 oranında indirim yapılır; sanık kovuşturma/yargılama aşamasından hüküm verilesiye kadar ki aşamada etkin pişmanlık göstererek mal varlığının iadesi ya da tazmin etmesi halinde verilecek cezadan 1/2 oranında indirim yapılır. Suçun faili, azmettireni veya yardım edeni samimi bir pişmanlık göstererek zararı aynen veya nakden (parayla) gidermelidir.
Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırıcılık yapılmasında özel görünüş biçimleri nelerdir?
Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırıcılık yapılmasında hileli davranışlara başvurulmasına rağmen karşı tarafı aldatamazsanız suç teşebbüs aşamasında kalmış olur. Aynı şekilde, karşı tarafı aldattınız ancak zarar oluşmadı ise yine suç teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir.
Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırıcılık yapılmasında iştirak halinde birden fazla kişiyle işlenebilir. İştirak halinde işlenen suçlar üçten fazla kişi ile işlenirse yarı oranında, örgütlü olarak işlenirse bir kata kadar artırılacaktır. Bu kişiler, olayın işlenişi esnasındaki pozisyonları önemlidir. Faillerin üçü müşterek fail ise artırıma gidilir, ancak bir kısmı fail ve diğerleri yardım eden ya da azmettiren ise bu kişiler sayıya dahil edilmez.
Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırıcılık yapılmasında içtima mümkündür. Yani bu suçu işleyen kişiler birden fazla suçtan yargılanabilecektir. Uygulamada genelde failler, dolandırıcılığın nitelikli hali yanında resmi belgede sahtecilik ya da suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından biriyle ya da her ikisiyle beraber yargılanabileceklerdir. Davada görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi olup, kişi dört yıldan on yıla ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla yargılanmaktadır.
Sonuç:
Dolandırıcılıkla alakalı bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. İlk yazıma da yargıda en çok karşılaşılan türlerden internet dolandırıcılığından başlamaya karar verdim. Bu yazımın konusu ise Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırıcılık yapılmasına ilişkindir. Halkımızın Devletimize olan güveni suistimal edildiği bu türden dolandırıcılıkların kapsamı ve çeşidi her geçen gün artmaktadır. Devlet kurumları sürekli insanlarımızı uyarmak suretiyle mağduriyetlerin önüne geçmeye çalışmaktadır. Ancak dolandırıcılar, şeytanın aklına gelmeyecek taktiklerle insanları mağdur etmektedir. Çevremizde de çok sayıda Kamu kurum ve tüzel kişilerin araçsallaştırılarak dolandırılmış mağdur bulunmaktadır. Devam eden yazılarımda diğer nitelikli dolandırıcılık türlerini ele almaya devam edeceğim.
Yazan: Av. Asım SÖĞÜT
1- https://www.gurses.av.tr/turkiyede-en-cok-islenen-suclar-2024-yilina-dair-kapsamli-bir-degerlendirme/
2-https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
3- Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. M. Emin ARTUK/ Prof. Dr. Ahmet GÖKCEN, 21. Baskı, Adalet Yayınları, Ankara – 2024
4- https://karararama.yargitay.gov.tr/