PAYDAŞLIKTAN ÇIKARMA DAVASI/HİSSESİNİ SATMAYA ZORLAMA DAVASI
I- I- GİRİŞ:
Paylı mülkiyetin söz konusu olduğu taşınmaz veya taşınırlarda pay ve paydaş çoğunluğu ile ortaklığın tamamen sona erdirmek yerine paydaşlardan sorun çıkaranları ortaklıktan çıkarmak pekala mümkündür. Örneğin, bir müteahhit geldi ve arsanızda bir proje yapacak ancak beş hissedardan dördü olumlu bakarken birisi proje yapılmasını istememekte ya da kendisiyle farklı şartlarda anlaşılmasını istemektedir. Bu durumda diğer hissedarlar ne yapabilirler? İşte Kanun Koyucu bu tür olaylar yaşanabileceğini öngörerek “paydaşlıktan çıkarılma davasını” yasalarda düzenlemiştir.
II-
PAYDAŞLIKTAN ÇIKARMA / HİSSESİNİ AYIRMA VEYA SATMAYA ZORLAMA DAVASI NEDİR?
HUKUKİ DAYANAĞI NEDİR?
Paydaşlıktan çıkarma davası ya da diğer ismiyle
hissesini ayırmaya veya satmaya zorlama
davası; hisseli maliklerden biri ya da bir kaçının hukuka aykırı tutum ve
davranışlarıyla diğer paydaşların mülkiyet hakkından kaynaklanan haklarını
kullanmasına engel olması neticesinde kusurlu ortağı mahkeme kararıyla
ortaklıktan çıkardıkları dava türüdür. Bu dava, dayanağını aşağıda sayılan
kanun maddelerinden alır.
Paydaşlıktan çıkarma davası içtihat ile oluşmamış;
kanunda düzenlenmiş davalardan biridir. Bu dava türü, üç farklı Kanunda ayrı
ayrı düzenlenmiştir. Bunlar sırasıyla; Medeni Kanun madde 696, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında
Kanun madde 6 ve Kat Mülkiyeti Kanunu madde 25-26’dır[1].
Medeni Kanun 696/1 maddesindeki paydaşlıktan çıkarma
davası, “Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını
bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla
diğer paydaşların tamamına veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır
biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin
devamını çekilmez hâle getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan
çıkarılabilir.” şeklindedir.
Kat mülkiyetinin 25. maddesi, “…Kat maliklerinden
biri bu kanuna göre kendisine düşen borçları ve yükümleri yerine getirmemek
suretiyle diğer kat maliklerinin haklarını, onlar için çekilmez hale gelecek
derecede ihlal ederse, onlar, o kat malikinin müstakil bölümü üzerindeki
mülkiyet hakkının kendilerine devredilmesini hakimden isteyebilirler. Bu gibi
bir kat maliki hakkında, bağımsız bölümün mülkiyetinin hükme en yakın tarihteki
değeri o kat malikine ödenerek bu mülkiyetin diğer kat maliklerine, arsa payları
oranında devredilmesi için davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça,
diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlıdır.
Bu karara rağmen kat maliklerinden bir kısmı bu davayı açmak istemezse, davayı
öteki kat malikleri açar ve hâkim hüküm vermeden önce devir bedelinin ileride
hak sahibine ödenmek üzere bankada üçer aylık vadeli hesaba yatırılması ve
makbuzunun ibrazı için davacılara resen belirleyeceği uygun bir süre verir.
Devir bedelinin süresi içinde yatırıldığına ilişkin belge ibraz edildiğinde ve
davanın kabulü halinde hâkim, davalının bağımsız bölümünün mülkiyetinin davayı
açmış olan kat maliklerine arsa payları oranında devredilmesine ve devir
bedelinin işlemiş faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verir.
Aşağıdaki
durumlarda, birinci fıkrada yazılı çekilmezlik, her halde mevcut farz edilir
:
a) Ortak giderlerden ve avanstan kendine
düşen borçları ödemediği için hakkında iki takvim yılı içinde üç defa icra veya
dava takibi yapılmasına sebep olunması;
b) Ana gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh
hakimi tarafından 33 üncü madde gereğince verilen emre rağmen, bu kanunda
yazılı borç ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle öteki kat maliklerinin
haklarını ihlal etmekte devamlı olarak bir yıl ısrar edilmesi;
c) Kendi bağımsız bölümünü randevu evi
veya kumarhane veya benzeri yer olarak kullanmak suretiyle ahlak ve adaba
aykırı harekette bulunması.
Bu maddedeki dava hakkı, devir konusunda
kat maliklerince alınan dava açma kararının öğrenilmesi tarihinden başlayarak
altı ay ve her halde dava hakkının doğumundan başlayarak beş yıl içinde
kullanılmazsa veya dava sebebi ortadan kalkmışsa düşer.” şeklindedir.
Yine Kat Mülkiyeti Kanunun 26/2 maddesi “kat
irtifakının zorunlu devri” de düzenlenmiştir; “…Kat irtifakı sahiplerinden
biri kendine düşen borçları, noter aracılığıyla yapılan ihtara rağmen, bu
ihtar tarihinden başlayarak iki ay içinde yerine getirmezse diğerlerinin yazılı
istemi üzerine hâkim, onun arsa payının ve kat irtifakının hükme en yakın
tarihteki değeri karşılığında, öteki paydaşlara, arsa payları oranında devrine
karar verir.” şeklindedir.
6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunun 6/1 maddesi, “…Hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile alınan karara katılmayanların arsa payları, Başkanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde bu paylar, riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında tespit edilen rayiç bedeli dönüşüm projesini gerçekleştirecek olan Başkanlık, İdare veya TOKİ tarafından ödenmek suretiyle satın alınır.” şeklindedir.
II-
PAYDAŞLIKTAN ÇIKARMA DAVASI TÜRLERİ
NELERDİR, DAVA TÜRLERİNE GÖRE DAVA AÇMA ŞARTLARI DEĞİŞİYOR MU? ÖRNEK YARGITAY
KARARLARI:
a)
Medeni Kanun Kapsamında paydaşlıktan
çıkarılma davası ancak şartları varsa diğer hissedarlar tarafından açılabilir,
zira mülkiyet hakkı korumasını Anayasadan alan ve olağanüstü bir durum olmadıktan
sonra mülkiyet muhafaza edilmesi gereken temel bir haktır. Bu nedenle, bu
davanın açılabilmesi için kanunda aranan şartların varlığı gereklidir. Bu
davanın şartları şunlardır;
1- Taşınır
veya taşınmaz bir eşyaya hisseli maliklik söz konusu olacak,
2- Bir
paydaş ya da vekilinin olumsuz tutum ve davranışları neticesinde diğer
paydaşların biri ya da bir kaçına karşı yükümlülükleri ağır biçimde ihlal edilecek,
3- Bu
ağır ihlal, diğer paydaşlar açısından ortaklığı çekilmez hale getirecek,
4- Hissedarların
çoğunluğu, bir ortağın paydaş olmaktan çıkarılması konusunda karara varacak,
5- Usulüne
uygun bir dava açılacak.
Kanun maddesinde bahsedilen olumsuz tutum ve
davranışların neticesinde diğer paydaşların yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal
edilmesinden ne anlamalıyız? Yargıtay içtihatlarında bu cümleye nasıl mana
vereceğimizi bizlere açıklamıştır; “…721 sayılı Türk Medeni Kanununun 696.
maddesi gereğince paydaşlıktan çıkarma kararı verilebilmesi
için bir paydaşın tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların
tümüne veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır suretle ihlal etmesi ve
bu davranışı yüzünden müşterek mülkiyet ilişkisinin devamının çekilmez hale
gelmesi gerekmektedir. Maddede bahsedilen yükümlülüklerin ağır surette ihlali deyiminden
kusurun özel bir yoğunlukta ve önemde bulunması amaçlanmıştır.
Ağır surette ihlal unsurunun gerçekleşebilmesi
için, paydaşın kasten ve bilerek müşterek mülkiyet ilişkisinin
devamını çekilmez hale getirmesi gerekir.” İçtihatlarda yorumun dar
tutulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2011/14107 E. ve
2012/2502 K. sayılı kararı; “...Olayımıza gelince; Eminönü, Sururi
Mahallesi 337 ada 20 parsel No’lu 323.50 m2 alanlı altında mağazaları olan han
nitelikli taşınmazda 69 / 4608 pay maliki davalı taşınmazın 250 kapı No’lu
mağazasında kiracı olarak faaliyet gösterdiği gibi, aynı taşınmazda 6 No’lu iş
yerinin kiracı tarafından boşaltılmasından sonra burasını da kullanmaya
başlamıştır. Davacı taraf taşınmazda payına düşenden fazla yer tasarruf eden
davalının paylı mülkiyeti çekilmez hale getirdiğini iddia ederek paydaşlıktan
çıkarılmasını istemiştir. Nitekim süreç içinde taşınmazın diğer
paydaşları bu nedenle davalı hakkında çok sayıda haksız işgal tazminatı
davaları açmışlar ve kullanılan taşınmazdaki hak ve paylarını mahkeme kararları
ile almışlardır. Her ne kadar taşınmazdaki payı az olsa da taşınmazın
paydaşı sıfatıyla davalının Medeni Kanun’un 693. maddesi gereğince diğer
paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanma ve kullanma
hakkı bulunmaktadır. Payından fazla yer kullanması ve diğer paydaşların
haklarını ihlal etmesi halinde, koşulları varsa bu kullanımın
karşılığını diğer paydaşlara ödemekle yükümlüdür. Diğer paydaşlar da bu
haklarını süreç içinde açtıkları haksız işgal tazminatı davaları ile
almışlardır. Davalının taşınmazda payından fazla tasarrufta bulunması, paylı
mülkiyete ilişkin yükümlülüklerini ağır biçimde çiğnediği
şeklinde nitelendirilemez. Dosya kapsamından da taraflar arasındaki
uyuşmazlığın kullanım bedeli konusundaki çekişmeden kaynaklandığı
anlaşılmaktadır. Bunun çözümü de daha önce yapıldığı gibi haksız işgal
tazminatı davaları ile konunun yargıya taşınmasıdır. Davada paydaşlıktan
çıkarma koşulları oluşmadığı halde yazılı şekilde hüküm kurulması
doğru görülmediğinden hüküm bu nedenle bozulmalıdır.” şeklindedir.
Görüldüğü üzere Yargıtay tarafından, bir paydaşın taşkın kullanımı haksız işgal
tazminatıyla giderilebileceği için tek başına ağır ihlal sayılmamaktadır[2].
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2009/12157 E. ve
2010/3760 K. sayılı kararı; “...Olayımıza gelince; davalının malik
olduğu taşınmazda kendine ait bina yapmak amacıyla davacılar
ile birlikte kat karşılığı inşaat sözleşmesine katılmak istememesi taşınmazdaki kullanma hakkının yasal bir sonucu olup müşterek
mülkiyet ilişkisinin ağır surette ihlali anlamına gelmediği
gibi paydaşlığı çekilmez hale de getirmez. Bu nedenle davanın reddine karar
vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” şeklindedir[3].
Avukatlara en çok sorulan sorulardan biridir: Müteahhit gelmiş arsada kat
karşılığı inşaat sözleşmesi imzalayarak bina yapmak istiyor, ancak ortaklardan
biri ya hissesine düşen paydan daha fazla bir daire istiyor ya da hiç
imzalamaya yanaşmıyor, ne yapabiliriz? Bu durumda Yargıtay, satış yoluyla
paydaşlıktan çıkarmaya cevaz vermiyor, ancak paydaşı ayırarak çıkarma mümkün
ise mahkemeden ifraz talep edilmelidir. Avukat davayı terditli açmalı, açılan
davada öncelikle hissenin ayrılması bu mümkün değilse diğer paydaşlara satılması
talep edilmelidir. Zira ifraz durumunda mülkiyet hakkına son verilmeden ortak ortaklıktan
çıkarılabileceğinden Yargıtay’ın dar yorumundan kurtulma imkanı doğacaktır. Yani
Medeni Kanun kapsamında açılan paydaşlıktan çıkarma davasında ifraza öncelik
verilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2010/12449 E. ve 2011/1410 K. sayılı kararı; “...Olayımızda; davacılar dava dilekçesinde davalıların paydaşı olduğu dava konusu 91 parsel sayılı taşınmaza ait ortak gider ve vergi borcunu ödemeyerek diğer paydaşlara yük getirdiğini, davalıların sürekli borçlanarak haklarında icra takibi yapılmasına ve alacaklılar tarafından taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılmasına sebebiyet vererek ortak kullanımı imkansız hale getirdiklerini belirterek davalıların ortaklıktan çıkarılmasını istemişlerdir. Davacıların ileri sürdüğü bu sebepler, Türk Medeni Kanunun 696. maddesinde açıklanan, davalıların diğer paydaşlara karşı olan yükümlülüklerini ağır surette ihlal ettiği ve müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirdiğini göstermediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.” şeklindedir[4]. Görüldüğü üzere, Yargıtay ortak gider ve vergi borçlarını ödememeyi bile paydaşlıktan çıkarılma davası için yeterli görmemektedir. Yargıtay mümkün olduğunca bu dava türünü dar yorumlama eğilimindedir. Bunun nedeni, temel insan haklarından olan mülkiyet hakkını korumaya yönelik bir tutum olabilir. Bu nedenle, insanlar daha çok ortaklığın giderilmesi davası açmakta, paydaşlıktan çıkarılma davası hukukçular tarafından riskli bulunmaktadır.
b)
Kat Mülkiyeti kaynaklı paydaşlıktan
çıkarma davasının şartları daha belirgindir. Davanın kabul ihtimali daha
yüksektir. Bu davanın açılabilmesi için;
1- 1-Kat
mülkiyeti kütüğünde ana taşınmazın hissedarlarından biri olmak,
2- 2-Diğer
kat malikleri için çekilmezlik hali söz konusu olmalıdır. Kanunda çekilmezlik
halinin neler olduğu sınırlı sayıda sayılmıştır. Bunlar ortak giderleri ya da
avansları ödememek, öteki kat maliklerinin haklarının ihlali ve kendi bağımsız
bölümünde ahlaka aykırı hareketlerde bulunmak,
3- 3-Diğer
kat maliklerinin çekilmez komşunun ortaklıktan çıkarılması için bir hissedara
dava açılması için yetki vermesi,
4- 4-Kat
malikleri adına dava açması için yetki verilen kişiye yetkinin pay ve paydaş
çoğunluğuyla verilmesi ve bu kararın kat malikleri karar defterine yazılması,
5- 5-Dava
açılabilmesi için karar defterine yazılmasından itibaren altı ay ya da beş
yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2017/828 E. ve 2017/6172
K sayılı kararında“…Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
15.12.2013 tarihli kat malikleri kurul toplantısında "6 nolu
kat maliki ve ailesinin ortak hayatı diğer
kat malikleri için çekilmez hale getirmesi nedeniyle KMK'nın
25. maddesi gereğince 6 nolu bağımsız bölüm ün arsa payı oranında
diğer kat maliklerine devri için dava açılmasına , dava açmak için
de 8 nolu bağımsız bölüm maliki ...’a yetki verilmesine" karar
verilmiş olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca dava konusu köpeğin tahliyesi
için ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/222 E. -2003/961 K. sayılı
ilamının kesinleşmesinin ardından infazı için ... 4. İcra Müdürlüğünün 2004/
7573 sayılı dosyası ile takip yapıldığı anlaşılmış olup Kat Mülkiyeti
Kanununun 25. maddesindeki şartların
oluşup oluşmadığı hakkında yukarıdaki tespitler de dikkate alarak
değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile
hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan
nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile
hükmün BOZULMASINA” şeklindedir[5]. Yargıtay
bu içtihadında, apartmanda köpek beslemek suretiyle ortak alanların
kirletilmesi ve kokuya neden olunmasını çekilmez hal olarak kabul etmiş ve
paydaşlıktan çıkarılmasını ret eden ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2017/3418 E. ve
2018/5954 K. sayılı kararında“…634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 18.
maddesine göre kat malikleri gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklenti ve ortak
yerleri kullanırken doğruluk kurallarına uymak, özellikle birbirini rahatsız
etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlere uymakla
yükümlüdürler. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal
gerektirici nedenlere göre, kat maliklerinin birbirini rahatsız edici
davranışlardan kaçmaları gerektikleri gözetilerek mahkemece davanın kabulüne
karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen
temyiz itirazlarının reddi ile usûle ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA” şeklindedir[6].
Görüldüğü üzere Yargıtay, gürültü yaparak diğer kat maliklerini rahatsız
eden kat malikinin paydaşlıktan çıkarılması davasını onamıştır.
c) Kentsel dönüşüm kapsamında paydaşlıktan çıkarmak,
bu dava türünün özel bir biçimini oluşturur. Burada paydaşlıktan çıkarma için
bir mahkeme kararına ihtiyaç yoktur. Bu dava paydaşlıktan çıkarma idari
işlemine karşı itiraz mahiyetinde açılabilecektir. Bu davanın açılabilmesi için;
1- 1-Kat
mülkiyeti kütüğünde ana taşınmazın hissedarlarından biri olmak,
2- 2-Dairenizin
kentsel dönüşüm kapsamında bir alanın içinde kalması ve bu alanın idarece Rezerv
Bölge Alanı, Riskli Alan ya da Riskli Yapı ilan edilmiş olması gerekir,
3- 3-Kentsel
Dönüşüm kararlarına karşı hisse ve pay olarak azınlıkta kalmak ve yüklenici ile
sözleşme imzalamamak,
4- 4-Azınlık
hisselerin, İdarece satışa çıkarılmasına karar verilmesi,
5- 5-Dairenizin
diğer malikler ya da yüklenici tarafından satın alınarak ya da İdarece
kamulaştırılarak hissedarlıktan çıkarılması,
6- 6-Paydaşlıktan
idari işlem ile çıkarılan malik tarafından bu hususa mahkemelerde usulüne uygun
açılan bir dava ile itiraz edilmesi.
Kentsel Dönüşüm Kanunu kapsamında paydaşlıktan
çıkarılma kararına karşı itiraz davası, bina yıkılasıya kadar Sulh Hukuk
Mahkemesinde Kat Mülkiyeti Kanuna tabi olarak kat malikleri kararının iptali
için açılabilecektir. Yine kentsel dönüşüm kararına karşı iptal davası ve satış
sonucunda dairenin değerine itiraz idari yargıda dava edilebilecektir. Ancak yapı
yıkılmışsa artık ortada bir bina kalmadığından dönüşüm başlamış sayılacak ve
tüm işlemler 6306 sayılı Kentsel Dönşüm Kanuna tabi olacak ve İdare Mahkemelerinde
dava açılabilecektir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2017/2239 E. ve 2018/5517 K. sayılı kararında“…Dava konusu ...... apartmanının 22/09/2015 toplantı tarihi itibariyle binanın yıkılmamış olması halinde 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundaki hükümlere göre genel kurulun iptali talebinin değerlendirileceği açık olup binanın yıkılması halinde Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmayacağı ve 6306 sayılı Kanun hükümlerinin ve yönetmeliğinin değerlendirileceği dikkate alınarak öncelikle toplantı tarihinde dava konusu taşınmazın yıkılıp yıkılmadığı hususu araştırılıp buna göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yetersiz araştırma doğrultusunda karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklindedir.
III- HİSSENİN AYRILMASI YA DA SATILMAYA ZORLANMASI DAVASINDA DAVACI VE DAVALI KİMDİR? DAVADA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?
Paydaşlıktan çıkarma davası / hissenin ayrılması ya da satılmaya zorlanması davasında davacı, ortaklığın kendisi için açısında ağır külfet getiren ve çekilmez hale gelen ortaklardır. Bu davalarda, davalı ise ortaklığı çekilmez hale getiren ortaktır. Davada görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Sadece Kentsel Dönüşüm kapsamında paydaşlıktan çıkarmaya itiraz davasında görevli mahkeme yapı yıkılmadı ise sulh hukuk mahkemesi; yapı yıkıldı ise İdare Mahkemesi olacaktır. Çünkü yapı yıkıldığı andan itibaren artık Kat Mülkiyeti ortadan kalkacak, Kentsel Dönüşüm süreci başlamış sayılacaktır.
IV- DAVA SÜRECİ NASIL İLERLER? ELBİLİĞİ MÜLKİYETİNDE BU DAVA AÇILABİLİR Mİ? ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI İLE BU DAVA ARASINDAKİ TEMEL FARK NEDİR?
Paydaşlıktan çıkarılma davasında dava açıldıktan sonra
mahkemece öncelikle görev ve yetki açısından bir inceleme yapacaktır. Bu
inceleme sonucunda mahkeme görevli ve yetkili mahkeme olduğunu düşünürse
tarafların iddia ve savunmalarını inceleyecek ve paydaşlıktan çıkarılma davası
için kanunda aranan dava şartlarının olup olmadığı hususunda bir inceleme yapacaktır.
Mahkeme, davanın açılabilmesi için aranan şartların var olduğunu kabul ediyorsa,
ya taşınmazı ayıracak ya da satış talebi varsa bilirkişi raporu ile taşınmazın
kıymet takdiri yaptırarak diğer hissedarlar tarafından satın alınabilmesi için davacılara
süre verecektir. Süre sonunda para bankaya depo edilirse davanın kabulüne ve davalının
hissesinin tapudan terkine karar verilecektir.
El birliği mülkiyetinde paydaşlıktan çıkarma davası
açılması mümkün değildir. El Birliği mülkiyetinde bu davanın açılabilmesi için öncelikle
paylı mülkiyete geçilmesi sonrasında bu dava açılabilecektir.
Ortaklığın giderilmesi davasında ortaklığın tamamen sona erdirilmesi için dava açılırken; paydaşlıktan çıkarılma davasında sadece bir hissedar ortaklıktan dışlanmaya çalışılmaktadır. Bu dava sonucunda ortaklık sona ermemektedir.
VII- SONUÇ:
Medeni Kanuna tabi açılan paydaşlıktan çıkarma
davalarında, davacılar tarafından dava kazanılırsa davalı hissesi diğer
ortakların eline geçecek ya da eşyadan ayrılabiliyorsa ayrılarak müstakil hale
gelecektir. Medeni Kanuna tabi açılan paydaşlıktan çıkarma davasında Yargıtay
kanun lafzında geçen “olumsuz tutum ve davranışların neticesinde diğer
paydaşların yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal edilmesi ifadesini” dar
yorumlamıştır. Bu yüzden bu türden davalarda öncelikle mahkemelerden ortak taşınmazdan davalıya
düşen hissenin ayrılması talep edilmeli, bu mümkün değilse diğer hissedarlara
satılması suretiyle ortaklıktan çıkarılması talep edilmelidir.
Kat Mülkiyeti Kanunu madde 25-26 ve 6306 sayılı
Kanunun 6. Maddesine göre paydaşlıktan çıkarma ise daha geniş yorumlanmakta bu
türlerde sadece ortaklara satış mümkün olmaktadır. Bu türden paydaşlıktan
çıkarma davalarında davaların açılması halinde mahkemece kabul edilme ihtimali
daha yüksektir. Bunun nedeni Kat Mülkiyeti Kanunu ve Kentsel Dönüşüm Kanununda
paydaşlıktan çıkarılma davasının şartlarının daha ayrıntılı ve kapsamlı
düzenlenmiş olmasıdır.
Netice itibariyle, sorunlu bir hissedarın varlığı
nedeniyle diğer ortaklar açısından çekilmez hale gelen bir eşyayı taraflar bir
arada malik ya da paydaş olmak zorunda değillerdir. Malın maliklerinin pay ve
paydaş çoğunluğunun kararıyla, sorunlu görülen ortağı dava açmak suretiyle ortaklıktan
dışlama imkanını kanun vermiştir.
Yazan:
Av. Asım SÖĞÜT
VIII-
KAYNAKÇA:
1- https://karararama.yargitay.gov.tr/
(08.12.2025)
2- https://muratezcan.av.tr/paydasliktan-cikarilma
(08.12.2025)
[1]https://muratezcan.av.tr/paydasliktan-cikarilma
(08.12.2025 / S:13.02)
[2]
https://karararama.yargitay.gov.tr/
(08.12.2025 / S: 14.26)